Cafe restaurant etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cafe restaurant etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.09.2008

Oba Cafe

Yaz bitiyor.. bu yaz belki de en sık gittiğimiz mekan Baltalimanındaki OBA Cafe oldu..

Manzarası dört dörtlük bu mekanda geçen hafta da bir arkadaşımızın 2 kızının doğumgününü kutladık..

Çeşidi bol kahvaltı, boğaz manzarası ile birleştiğinde ödediğimiz kişi başı 25 lira bize çok uygun geldi...

Brunch için geç kalmış bir tavsiye olabilir ama gün içinde de cafe olarak hizmet veren bu yeri dört dörtlük manzarası için bir denemenizde fayda var...

11.08.2008

The Marmara Kitchenette

Nevizadeden ana caddeye yeniden çıktığımızda kalabalıkda hiçbir azalma görmedik, bilakis caddenin başından henüz giren o kadar cok insan vardı ki... yaşlandığımızı birkez daha farkettik, çokdan uyku bastırmıştı bize, çok da konuşmadan, elele meydana kadar çıktık.. kahvesiz bitirmezdik böyle geceleri, demek ikimiz de aynı yeri kestirmişiz aslında, hiç duralım, şurada içelim demeden The Marmara'nın önüne kadar geldik.. Çok yazıldı burayla ilgili, eski cafeyi arayanlar, yenisini beğenenler, olmuş diyenler, olmamış diyenler.. bir de biz gitmeliydik...
Kitchenette'e girdik, cadde kenarında bir masaya oturduk.. dekorasyon Beyoğlu'na yakışır olmuş, tuvaletleri bile o kadar şık ve özenliydi ki.. biz çok beğendik.. cadde kenarında bir masada gecenin o saatine tezat heyecan içindeki meydanı seyrettik, kahveler çorba kasesi gibi fincanlarda geldi, sıcacıkdı, servis cok şıkdıçç yan masalara gelen hamburger tabakları biblo gibiydi.. kahvenin yanına makaron söyledik.... her makaron farklı bir lezzetti ve kesinlikle dört dörtlükdü... makaronun porsiyonu 5lira, kahveler 7-8lira arasındaydı...

ve ortak kararımızı verdik, havasından çok da bişey kaybetmemişti mekan.. zaten bulunduğu yer çok özel, servisi, dekorasyonu, lezzeti ile mekan da hakkını vermişti.. tavsiye edilir efendim.. sağlıcakla kalın...

23.07.2008

Pool&Bistro

Eskişehir.. her geçen gün gelişen, güzelleşen baba ocağım... Ortasından nehir geçen her şehir gibi farklı bir güzelliği var...hele son zamanlarda nehrin üstüne yapılan köprüler, köprülerin üzerindeki heykeller bir anda kendinizi küçük bir avrupa şehrinde geziyormuşsunuz gibi hissetmenize sebep olabiliyor..

Gidilecek mekanlar da günden güne artıyor.. birbirinden şık restaurantlar açılıyor.. cafeler, publar...Bunlardan birindeydik bir kaç gece önce.. Pool&Bistro'da... nasıl şık bir cafe pub... Eskişehirin tam merkezinde bulunan eski TMO silolarından dönüştürülme bir otelin bahçesinde, kiremitten yapılma müstakil bir bina... içinde İngiliz publarındaki gibi bir bilardo masası var..



duvarlarda çerçevelenmiş futbol formaları...eşim özellikle çok etkilendi dekordan.. malum futbolla ilgili bir dekor, bira kokusu, bilardo masası.. bir erkeği böyle bir mekana bırakıp 2 gün sonra koyduğunuz yerden geri alabilirsiniz..:)

iç dekor çok şık olmasına rağmen, hava çok sıcak olduğundan bahçesini tercih ettik.. çimlerin üzerine masalar serpiştirilmişti... hafifden rüzgar da esmeye başlamıştı nihayet.. tam sohbet havası...


anne şehrinde karnınız aç evden çıkmanız mümkün değildir tabi... bahçede süper bir mangal keyfinden sonra dışarıdaydık..ama tabi menüye uzunca bir göz gezdirdim sizler için... menü çok dolgun... çok kaliteli bir dünya mutfağı menüsü... ama o ne fiyatlar.. bir an kendimi İstanbul'da sandım.. tamam çok şık bir mekan açmışsınız ama o fiyatlara o güzelim yemeklerinizi tattıracak müşteri bulabilir misiniz her gece, emin değilim açıkcası... 17 milyonluk İstanbul'la, 700bin kişilik Eskişehir'i potansiyel müşteri açısından iyi karşılaştırmak lazım...

nitekim masalara şöyle bir göz attım, çoğunluk bir şeyler içiyor.. hatta ince belli bardaklarda yapılan çay servisi ile ortamı çay bahçesi havasına sokanlar da yok değildi hani...

neyse bizim derdimiz buz gibi bir bira içmek.. efes light istedim, önce garson kızımız siparişi aldı gitti, 5 dakika sonra "özür dilerim biz efes satmıyoruz ki" dedi.. ne var? carlsberg..

tamam onun light'ı.. gene gitti.. onun light'ı yokmuş ki efendim.. peki regular bir bira dedim artık.. biralarımız geldi.. aradan 2-3 dakika geçmedi.. başka bir garson gelip "tazeleyim mi?" diye sordu.. biralarımız daha full yahu... yaklaşınca ""aaa pardon bitti sandım "dedi...bi kendinden emin olmayan, bi ürkek garsonlar ki sormayın..

aynı garsonlar ile gecenin ilerleyen saatlerinde bir iletişim problemi de hesap alma zamanında yaşadık.. tekrarladığımız hesap ricasına ısrarla cevap alamayınca, her zaman en iyi işleyen son çare yöntemimizi uyguladık.. kalkıp kapıya doğru yürüyünce hesap prosedürü de hızlıca halledildi...:)

neyse çok uzattım farkındayım, çok yeni açılmış bu mekanı umarım Eskişehir'e bir daha gittiğimde çok daha iyi durumda görürüm.

22.07.2008

Kirpi


Geçen cumartesi akşamı kızkardeşim ve eşiyle Bağdat caddesinde buluştuk..çocukları pusete atınca istediğimiz kadar da yürüyebilmenin özgürlüğüyle nerdeyse 1 saat yürümüşüz...Hava kararmaya yakın sormaya başladık birbirimize, nerde güzel bir yemek yiyebiliriz? Cafe tarzı olsun, güzel şarap açtırabilelim, dünya mutfağı olsun, çok pahalı olmasın, çocuklarla rahat edebilelim, cumartesi akşamı olmasına rağmen tıklım tıkış da olmasın... bu kadar kriteri yanyana koyunca, özellikle de çocuklarla rahat etme kriteri birden caddede birçok mekanı silmenize sebep olabiliyor..
Caddede arana arana yürümeye devam ederken birden geçtiğimiz 14 şubatta, eşimle evlilik yıldönümümüzü kutladığımız mekan geldi aklımıza.. gittiğimizde kışdı, hoş kış atmosferini de çok beğenmiştik..yüksek tavanları, rahat koltukları, davetkar barı ile bizi o zaman da çok memnun etmişdi.. ama yazın burası daha da güzel olur dediğimizi hatırladık ikimiz de ve soluğu KİRPİ de aldık...

caddenin üstündeki bir apartmanın arka bahçesi gibi.. sakin, keyifli bir mekan.. yerli şarapları 55-60 arasında alabiliyor iken, garsonun bize tavsiyesi ile 67liraya bir italyan şarabı açtırdık.. olmaz böyle bir güzellik...

yemekler hiç pahalı değil.. hamburger tabakları, salatalar, makarnalar hep 13-16 lira civarında..

ana yemekler 18-25 arası..ve porsiyonlar çok büyük, doyurucu..
garsonlar çok ilgili ve bilgili..
bir de size bir küçük tavsiyede bulunayım... böyle arkadaş veya aile masalarında biz herşeyi ortaya servisletiyoruz.. yani diyelim ki salata, aparatif tabağı, pizza ve ana yemek söyledik di mi, herkes kendine söylemiyor, ortaya söylüyor.. böylece gece boyunca herşeyden tatmış oluyoruz.. hem de herşeyi bir kişi seçtiği için gece boyunca övgülerimiz ya da ufak takılmalarımızla sohbet daha da bir keyifleniyor... siz de uygulayın bakın çok keyifli oluyor...

mekanın müşteri memnuniyeti ile ilgili olarak bir örnek vereyim...cafenin hemen yanında bir otopark girişi vardı, çocuklar açısından tedirgin olduk biraz...otopark ile çocukların oynayabileceği alanı kontrol edecek bir görevli hiç yerinden kımıldamadı desem...:)
hal böyle olunca da bize size burayı tavsiye etmek düştü tabi ki..
keyifle kalın..

16.07.2008

Bistro 33


Bağdat Caddesi'nde ara sokaklarda süper bir hareketlenme var şu son iki üç yıldır... Caddenin keşmekeşinden bir anda kendinizi ağaçlar atında, çok şık, sevimli mekanlarda bulabiliyorsunuz.

Bunlardan biri de Bistro 33..

Ev yapımı makarnaları süper... Arkadaşımın sipariş ettiği pizza da öyleydi.. odun ateşinde pişiriyorlarmış... Salatalar biraz vasattı, porsiyonları da çok küçük geldi bize...
akşam üstü gittiğinizde daha sakin ve bol sohbetli saatler geçirebilirsiniz, gece ilerledikçe müzik hızlanıyor, içki servisi gece 1e kadar var...

Bağdat caddesi civarında oturan birçok model, manken, sanatçıyı da görme imkanınız var...
Fiyatlar cadde fiyatları tabi ki..Servis çok iyi....
Caddede bir gece geçirmek istiyorum diyenlere, burayı tavsiye edebilirim.

14.07.2008

The House Cafe


Aslında 2002 yılından beri varlar.. ama son 2 yılda ünlerine ün kattılar diyebilirim...karşıya geçtiğimde, ki bu aralar çoğunlukla İstinye Parkdaki oluyor, uğruyorum The House Cafe ye ama bana göre en keyifli şubesine gittim nihayet..Caddebostan House Cafe...

süper bir terası var..

Adalar manzaralı..

Bara oturduk, ama sorun şu ki, barı öyle bir konumlandırmışlar ki Barmenlerde süper bir deniz manzarası var, biz de öylece onlara ve arkalarındaki apartman siluetlerine bakıyoruz..

demek ki neymiş, o güzelim teras havasını yakalayabilmek için kenarlardaki masalardan birini kapmak lazımmış.. ama cumartesi gecesi spontan birşekilde gidip de bunu becerebilmek mümkün mü? tabi ki hayır, rezervasyon şart..

gelelim fiyatlara.. tüm kokteyller 20lira civarında.. süper lezzetli kokteylleri var.. gidenlere Moonwalker ı kesinlikle öneririm... Barda oturmanın bir güzelliği de içkinizin yanında buzun içine yatırılmış kiraz, çerez tabağı, yeşil elma tabağı servis edilmesi...bol bol hem de..

biraz pahalı gibi, ama servis süper...
garsonları çok deneyimli ve prezantabl tipler...


"biz yaptık hemen siz de yapın"derim...:)